e-ISSN 2587-2524
Cilt : 19 Sayı : 4 Yıl :

Dizinler

Bu derginin içeriği Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı kapsamında lisanslanmıştır.

Androloji Bülteni - : 19 (4)
Cilt: 19  Sayı: 4 - 2017
1. 
Kapak
Cover

Sayfa I

2. 
Yayın Kurulu
Editorial Board

Sayfa II

3. 
Danışma Kurulu
Reviewers

Sayfa III

BAŞKANDAN MESAJ
4. 
Başkan' dan
From The President

Sayfa V

EDİTÖR KÖŞESİ
5. 
Editör' den
From The Editor

Sayfa VI
Değerli Meslektaşlarım,
Androloji Bülteni’mizin 2017 yılındaki son sayısı ile karşınızdayız. Bu sayı ile birlikte hakemli
dergi formatındaki birinci yılımızı tamamlamış oluyoruz. Bu süreçte bizleri yalnız bırakmayan,
araştırma makaleleri ve derlemelerle dergimize destek olan yazarlarımıza gönülden şükranlarımızı
sunuyorum. Aynı desteğin bundan sonra da artarak devam edeceğine inanıyorum.
Bu sayının içeriğine bakıldığında yine zevkle okuyacağınız çok kaliteli ve doyurucu araştırma
makaleleri ve en güncel bilgileri içeren derlemeler sizlerin beğenisine sunulmakta.
Daha önceki sayılarda da belirttiğim yayın değerlendirme ve basım hızımıza bir kez daha dikkatinizi
çekmek istiyorum. Danışma kurulumuzun çok değerli üyeleri sayesinde bu süreçlerdeki hızımız
üst seviyedeki dergilerle yarışır düzeydedir. Bu bağlamda akademik hayatlarının başlangıcında
olan veya yerli yayın konusunda siği olan genç akademisyen kardeşlerimizin bu fırsatı değerlendirmelerini özellikle tavsiye ederim.
2018'in gönlünüzce bir yıl olması dileğiyle..

Doç. Dr. Ahmet GÖKÇE
Editör

İÇİNDEKİLER
6. 
İçindekiler
Contents

Sayfa VII

KLINIK ARAŞTIRMA MAKALESI
7. 
İzogenol tabanlı etkili yeni bir antioksidanın testis torsiyonu oluşturulan ratlarda testis dokuları üzerine olan etkilerinin melatoninle karşılaştırılması
The comparison of the effect of Isoeugenol-based novel potent antioxidant and melatonin on testicular tissues in torsion induced rat model
Fikret Erdemir, Esra Fındık, Mustafa Ceylan, Erkan Söğüt, Sevil Çaylı, Hakan Kesici
doi: 10.24898/tandro.2017.54366  Sayfalar 111 - 116
GİRİŞ ve AMAÇ: Testis torsiyonu iskemik bir süreçtir. Her ne kadar tedavide detorsiyon gerekli olsa da bu yaklaşımın reaktif oksijen radikallerinin salınımına bağlı olarak oksidatif hasara yol açtığı gösterilmiştir. Daha önceki çalışmalarda pek çok organda çeşitli antioksidanlar iskemi reperfüzyon hasarlarında antioksidan etkilerini göstermek üzere kullanılmıştır. Sunulan bu çalışmada testis torsiyonu oluşturulan rat modelinde yeni bir antioksidanın etkileri araştırılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmada, ağırlıkları 250–300 gr, yaşları 5,5–6 ay olan toplam 32 Wistar cinsi erkek albino rat kullanıldı. Ratlar randomize olarak dört gruba ayrıldı. Grup 1 (n=8) kontrol grubu olarak alındı ve bu gruptaki ratlar doku ve biyokimyasal bazal değerlerin değerlendirilmesi için kullanıldı. Grup 2’de (n=8), torsiyon ve detorsiyon oluşturuldu. Grup 3’te (n=8) testis torsiyon/detorsiyon oluşturulduktan sonra melatoninin serum ve doku oksidatif stres parametreleri üzerine olan etkilerini değerlendirmek için 50 mg intraperitoneal melatonin verildi. Grup 4 (n=8) testis torsiyon/detorsiyon oluşturulduktan sonra yeni antioksidan ajanın serum ve doku oksidatif stres parametreleri üzerine olan etkilerini değerlendirmek için 50 mg intraperitoneal yeni ajan verildi. Malondialdehid (MDA), superoksit dismutaz (SOD) ve glutatyon peroksidaz gibi doku oksidatif stres parametreleri tüm gruplarda çalışıldı. Ratların sakrifiye edilmelerinden hemen önce vena kava inferiordan alınan 5 ml’lik kanda aynı parametrelerin serum seviyeleri çalışıldı.
BULGULAR: Serum MDA, SOD ve GSH seviyeleri kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, Grup 2’de anlamlı olarak arttı (P<0,05). Melatonin verilmesi torsiyon grubu ile karşılaştırıldığında lipid peroksidasyonu ve antioksidan enzim aktivitelerini azalttı (P<0,05). Ayrıca, yeni antioksidan ajan verilmesi de Grup 2 ile kıyaslandığında serumda MDA, SOD ve GSH seviyelerini azalttı. Melatonin ve yeni antioksidan tedavisi sonrası testis hasarı azaldı. Testiküler germ hücre indeksi Grup 1, Grup 2, Grup 3 ve Grup 4’te sırasıyla %1,5, %15, %3,2 ve %6 olarak tespit edildi (p<0,05). Antioksidan aktivite açısından Grup 3 ve Grup 4 arasında anlamlı fark saptanmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmanın sonuçları ratlarda deneysel testis torsiyonu oluşturulmasının oksidatif strese neden olduğunu gösterdi. Yeni antioksidan ajan testis torsiyonundaki oksidatif stresi azalttı. Bu yeni antioksidan ajan testis torsiyonuna bağlı olumsuz etkileri azaltmak için alternatif olarak kullanılabilir.

8. 
Erektil disfonksiyon tedavisinde penil protez implantasyonunun uzun dönem klinik sonuçları
The long term clinical results of penile prosthesis implantation in the treatment of erectile dysfunction
Bilal Habeşi Gümüş, Ali Can Albaz
doi: 10.24898/tandro.2017.54771  Sayfalar 117 - 122
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, organik nedenli erektil disfonksiyon (ED) tanılı hastaların tedavisi için kliniğimizde uygulanan penil protez implantasyonun uzun dönem klinik sonuçlarını değerlendirmektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kliniğimizde organik ED tanısı ile penil protez implantasyonu yapılan ve üzerinden 60 ay ve üzeri süre geçmiş olan, ulaşılabilen 52 hasta içerisinden çalışmaya katılmayı kabul eden 34 hastaya ait veriler retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik verileri, uygulanan protez tipleri, peroperatif ve postoperatif komplikasyonları, post operatif dönemde kendisinin ve eşinin memnuniyet durumu değerlendirildi.
BULGULAR: Penil protez implantasyonu yapılan 34 olgunun yaş ortalaması 61,97±10,55 yıl ve ortalama vücut kitle indeksleri 27,55±4,33 kg/ m2 olarak saptandı. Hastaların 23’ünde (%69,6) sigara kullanım öyküsü mevcuttu. Malleable protez konulan 15 (%44,1) hasta iken, 14 (%41,1) hastaya iki parçalı penil protez, geri kalan beş (%14,7) hastaya da üç parçalı protez yerleştirildi. Penil protez cerrahisi sefazolin ve gentamisin profilaksisi ile 34 hastada penoskrotal insizyonla gerçekleştirildi. Hiçbir hastada peroperatif komplikasyon yaşanmadı. Bir hastada penil gerginlik/ ağrı, iki hastada insizyon yerinde antibiyoterapi ile düzelen lokalize enfeksiyon ve bir hastada mekanik problem nedeniyle re-implantasyon gerçekleştirildi. İki hastada protez enfeksiyonu nedeniyle penil protez çıkartıldı. Ortalama takip süresi 86,47±31,78 ay olan hastaların %82,4’ü, eşlerinin %70,5’i penil protezden memnun olduğunu belirtti.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Penil protez implantasyonu, erektil disfonksiyon tedavisinde 3. basamak tedavi olarak başvurulan invazif ve etkili bir tedavi biçimidir. Yüksek oranlarda hasta ve eş memnuniyeti sağlayan bu yöntemde, uygun cerrahi prosedürlere rağmen enfeksiyon en sık görülen ciddi bir komplikasyondur.

9. 
Prostatik kalsifikasyonun alt üriner sistem yakınmalarına etkisi
The impact of prostate calcification on lower urinary tract symptoms
Eyüp Veli Küçük, Ahmet Tahra, Ahmet Bindayı, Ümit Yıldırım, Resul Sobay, Uğur Tolga Şen
doi: 10.24898/tandro.2017.99266  Sayfalar 123 - 126
GİRİŞ ve AMAÇ: Prostat kalsifikasyonunun alt üriner sistem yakınmalarına (AÜSY) olan etkisini değerlendirmeyi amaçladık
YÖNTEM ve GEREÇLER: 2010–2016 yılları arasında AÜSY nedeniyle üroloji polikliniğine başvuran hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmaya kalsifikasyonu olmayan 58 hasta, orta derecede kalsifikasyonu olan 63 hasta ve ileri derecede kalsifikasyonu olan 56 hasta olmak üzere toplam 177 hasta dahil edildi. Hastalar, daha önce tarif edildiği üzere hiç kalsifikasyonu olmayan, orta derecede kalsifikasyonu olan (<3 mm uzunluk ve <3 adet) ve ileri kalsifiye (≥3 adet veya ≥3 mm uzunluk) olarak üç gruba ayrıldı. Hastalara uluslararası prostat semptom skoru (IPSS) doldurtuldu ve maksimum akış hızları değerlendirildi. Sürekli değişkenler varyans analizi ile kategorik değişkenler ki-kare ile değerlendirildi. Korelasyon değerlendirmeleri lojistik regresyon analizi ile yapıldı.
BULGULAR: Hastaların ortalama yaşı 56,5 olarak belirlendi. Prostatik kalsifikasyon yaş ile ilişkili iken prostat volümü ile PSA düzeyi arasında pozitif bir korelasyon saptanmadı ve vücut kitle indeksi (VKİ) ile ilişkili bulunmadı. Yaşa göre düzeltilmiş olarak AÜSY ve Qmax değerinin prostatik kalsifikasyon derecesine göre değerlendirmesine göre; depolama, boşaltım ve total IPSS semptom skorları ile prostatik kalsifikasyon ilişkisiz bulundu. Maksimum akış hızı ile prostatik kalsifikasyon arasında ilişki bulunamadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Prostatik kalsifikasyonun AÜSY şiddetinin değerlendirilmesinde belirleyici bir faktör olmadığı tespit edildi.

DERLEME
10. 
Testosteron replasmanı ve kardiyovasküler yan etkileri
Testosterone replacement and Cardiovascular side effects
Ali Atan, Süleyman Yeşil, Fazlı Polat
doi: 10.24898/tandro.2017.28199  Sayfalar 127 - 130
Testosteron (T) hipotalamus, hipofiz ve testis arasında ki bağlantı sonucu üretilen bir hormondur. T’un pek çok organ ve sistem üzerinde olumlu etkiler gösterdiği bilinmektedir. Bu faydalı etkilerine karşın, prostat ve kardiyo-vasküler sistem üzerinde bazı olumsuz etkiler oluşturduğu ile ilgili endişeler de vardır. T’un prostat kanseri ile olan ilişkisi son yıllarda yoğun olarak çalışılmış ve endojen T düzeyi ile T replasman tedavisinin prostat kanseri oluşumunda bir etkisinin olmadığı gösterilmiştir. Bu derlemede mevcut uluslararası literature bakarak T’un kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri sunulmaktadır.

11. 
Gecikmiş orgazm ve anorgazmi
Delayed orgasm and anorgasmia
Serdar Aykan, Serkan Gönültaş, Mehmet Yılmaz, Muhammet Murat Dinçer
doi: 10.24898/tandro.2017.68552  Sayfalar 131 - 137
Erkek seksüel bozuklukları arasında orgazm zamanlama bozuklukları oldukça sık görülen ancak az bilinen bir hastalıktır. Bu hastalığın spektrumunun, bir ucunda prematür ejekülasyon diğer ucunda da gecikmiş orgazm ve/veya anorgazm yer almaktadır. Gecikmiş orgazm ve/veya anorgazm, yeterli cinsel uyarılmaya rağmen her seferinde tekrarlayan orgazm gecikmesinin veya orgazm olamamanın kişisel strese sebep olduğu hastalık durumu olarak tanımlanmıştır. Diğer tüm erkek cinsel işlev bozukluklarında olduğu gibi gecikmiş orgazm da cinsel ilişkiyi olumsuz etkilemekte, erkeklerde ve partnerlerinde tatminsizliğe, anksiyeteye ve depresyona neden olmakta, kimi olgularda üreme sağlığını da etkileyen sorunlara yol açabilmektedir. Bu derlemede, gecikmiş orgazm ve anorgazminin patofizyolojisi, tanısı ve tedavisi literatür eşliğinde tartışılmıştır.

12. 
Seminal sıvının fertilizasyondaki rolü
The rol of seminal fluid in fertilization
Murat Serkant Ünal, Mehmet Caner Özer, Ferhan Hacioğlu Sönmez, Gülsen Bayrak, Hatice Oruç Demirbağ
doi: 10.24898/tandro.2017.35403  Sayfalar 138 - 143
Geçmiş yıllarda erkek infertilitesi araştırmaları sperm odaklıyken, günümüzde seminal sıvının öneminin anlaşılmasıyla birlikte bu konu hakkındaki çalışmalar hız kazanmıştır. Seminal sıvının %90’ı prostat ve seminal veziküllerden, az miktarı da bulbouretral bezler (Cowper) ve epididimlerden salınan salgılardan oluşur. Seminal sıvının birçok fonksiyonu vardır. İçerdiği fruktoz ile spermatozoonları besler, antioksidan sistemleriyle oksidatif stres sonucu oluşan reaktif oksijen türlerine (ROS) karşı spermatozoayı korur. Ejekülasyondan sonraki aşamada ise vajinanın antibakteriyel asidik ortamına karşı (pH 4–4,5) bir izolasyon oluşturur, immün reaksiyonu engeller ve spermatozoonları servikse kadar taşır. Spermatozoanın kapasitasyonunu engelleyen faktörler içererek erken aktivasyonunu önler ve içerdiği progesteron ile fertilize ovumun implantasyonunda rol oynar. Ayrıca seminal sıvı spermatozoanın moleküler yapısını koruyarak sperm oosit etkileşiminde rol oynar. Post-testiküler matürasyon sürecinde kapasitasyon ve akrozom reaksiyonunu tamamlayan spermatozoa dölleme yeteneği kazanır. Oosit ve etrafındaki foliküler hücrelerden salınan kimyasal faktörler, kapasite spermi oosite çeker. Fertilizasyon karmaşık moleküler olaylardan oluşur ve sperm ile oositin birbirleriyle temas etmesiyle başlar, maternal ve paternal kromozomların birleşmesiyle sona erer. Spermatozoa ve oosit kadar seminal plazmanın da iyi kalitede olması, spontan gebelikleri ve intrauterin inseminasyondaki (IUI) başarıyı arttırabilir. Bu derlemede, semen viskozitesinin ve biyokimyasal içeriğindeki farklılıkların, fertilizasyon ve IUI işlemindeki başarıyı nasıl etkilediği tartışılıp cevaplar aranacaktır.

ANDROLOJİ YAYINLARI VE KONGRE TAKVİMİ
13. 
Türkiye’deki Androloji Yayınları
Andrology Publıcatıons In Turkey

Sayfalar 146 - 150
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale