
Bu derginin içeriği Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı kapsamında lisanslanmıştır.
| 1. | Kapak Cover Sayfa I |
| 2. | Danışma Kurulu Reviewers Sayfalar II - III |
| 3. | Başkan'dan From the President Sayfa IV |
| 4. | Editör'den From the Editor Sayfa V |
| 5. | İçindekiler Contents Sayfa VI |
| ORIJINAL ARAŞTIRMA | |
| 6. | Tadalafilin kronik prostatit/kronik pelvik ağrı sendromu ve erektil disfonksiyon yönetimindeki etkinliği The efficacy of tadalafil in managing chronic prostatitis/ chronic pelvic pain syndrome with erectile dysfunction Halil İbrahim İvelik, Okan Alkış, İbrahim Güven Kartal, Mehmet Sevim, Şeref Coşer, Oğuzhan Yusuf Sönmez, Bekir Arasdoi: 10.24898/tandro.2025.45403 Sayfalar 183 - 188 AMAÇ: Kronik Prostatit/Kronik Pelvik Ağrı Sendromu (CP/CPPS), pelvik ağrı ve idrar semptomlarıyla karakterize, yaygın görülen bir üro- lojik durumdur ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmada, CP/CPPS ve eşlik eden erektil disfonksiyonu (ED) olan has- talarda fosfodiesteraz tip 5 inhibitörü olan Tadalafil’in ek tedavi olarak etkinliği değerlendirilmiştir. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu retrospektif çalışmaya, Ocak 2020 ile Haziran 2022 tarihleri arasında Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne baş- vuran CP/CPPS ve ED tanısı almış 70 hasta dâhil edilmiştir. Hastalar iki gruba ayrılmıştır: Grup 1 (n=35) standart tedavi (siprofloksasin ve diklofenak sodyum) alırken, Grup 2 (n=35) aynı standart tedaviye ek olarak dört hafta boyunca günde bir kez 5 mg Tadalafil almıştır. Semptom skorları Uluslararası Prostat Semptom Skoru (IPSS), NIH Kronik Prostatit Semptom İndeksi (NIH-CPSI) ve Uluslararası Erektil Fonksiyon İndeksi (IIEF) kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel analiz, IBM Sosyal Bilimlerde İstatistik Paket Programı (SPSS) sürüm 25.0 ile yapılmış olup, p<0,05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR: İki grup arasında başlangıç özellikleri karşılaştırılabilir dü- zeydeydi. Grup 2, Grup 1’e kıyasla VAS ağrı skoru, NIH-CPSI ağrı sko- ru, NIH-CPSI idrar skoru, IPSS, NIH-CPSI yaşam kalitesi skoru ve IIEF skorlarında anlamlı derecede daha fazla iyileşme göstermiştir (hepsi için p<0,01). Bu sonuçlar, Tadalafil’in CP/CPPS’li ve ED’li hastalarda ağrı, idrar semptomları, yaşam kalitesi ve erektil fonksiyon iyileşmesini önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. SONUÇ: Tadalafil’in CP/CPPS için standart tedavi rejimine eklenme- si, ağrı, idrar semptomları, yaşam kalitesi ve erektil fonksiyon üzerinde önemli iyileşmeler sağlamaktadır. Tadalafil, eşlik eden ED’li CP/CPPS hastaları için etkili bir ek tedavi seçeneği sunmakta ve bu zorlu durumun yönetiminde kapsamlı bir yaklaşım sunmaktadır. |
| 7. | Menopoz hormon replasman tedavisi ile ilgili YouTube videolarının kalite ve güvenilirlik analizi Quality and reliability analysis of YouTube videos on menopause hormone replacement therapy Ayça Balmumcu, Semra Elmasdoi: 10.24898/tandro.2025.75428 Sayfalar 189 - 196 AMAÇ: Bu çalışmanın amacı menopoz hormon replasman tedavisi ile ilgili videoların bilgi içeriğini, kalitesini ve güvenirliliğini incelemektir. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Araştırma verilerinin elde edilmesi için YouTube üzerinden “menopoz hormon tedavisi” anahtar kelimesi kullanılarak ta- rama yapıldı. Tarama sonucunda en alakalı ilk 100 video incelemeye alındı. Dâhil edilme ve dışlama kriterlerine göre değerlendirme sonu- cunda 35 video analize dâhil edildi. Bu çalışmaya dâhil edilen videolar, yayın tarihine göre sıralandı ve kaydedilerek bir oynatma listesi oluş- turuldu. İki bağımsız araştırmacı tarafından videoların güvenilirliği, kalitesi ve bilgi içeriği değerlendirildi. Videoların değerlendirilmesinde Modifiye DISCERN Ölçeği, Küresel Kalite Ölçeği (GQS) ve menopoz hormon tedavisi içerik kontrol listesi kullanıldı. BULGULAR: Bu çalışmaya dâhil edilen videoların %42,85’inin bi- reysel hekim hesabı tarafından yüklendiği ve videolarda anlatıcıların %62,85’inin kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olduğu belirlendi. Videoların güvenilirlik modifiye DISCERN puanı 2,22±1,00, kalite GQS puanı ise 2,35±0,91olarak bulundu. YouTube videolarının tanımlayıcı özelliklerinden görüntülenme sayısı ile DISCERN skoru arasında zayıf negatif bir ilişki (test=-0,278, p=0,106) belirlendi. Videoların görüntülenme sayısı ile GQS skoru arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (test=-0,060, p=0,734). Videoların süresi ile DISCERN skoru arasında pozitif bir ilişki gözlemlendi (test=0,195, p=0,262), ancak GQS sko- ru ile video süresi arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (test=0,058, p=0,747). Menopoz hormon tedavisi içerik kontrol listesinde bulunan kılavuz önerileriyle videoların genel olarak sınırlı düzeyde uyum sağla- dığı bulundu. SONUÇ: Menopoz hormon replasman tedavisi konulu YouTube videola- rının düşük kalitede ve sınırlı bilgi içeriğine sahip olduğu görülmüştür. Bu nedenle, menopoz hormon tedavisi ile ilgili videoların güvenilirliğini ve kalitesini artırmak için sağlık profesyonellerinin kanıta dayalı bilgiler doğrultusunda tarafsız bir şekilde içerik hazırlamaları önemlidir. |
| 8. | Diyabetik erektil disfonksiyonda PRP, ESWT ve ESWT+PRP kombinasyon tedavisinin etkinliği ve güvenilirliğinin karşılaştırılması Comparison of the efficacy and safety of PRP, Lİ-ESWT monotherapies and Lİ-ESWT+PRP combination therapy in diabetic erectile dysfunction Kemal Ertaş, Zülfü Sertkayadoi: 10.24898/tandro.2025.52207 Sayfalar 197 - 204 AMAÇ: Erektil disfonksiyon (ED), Diyabetes mellitus (DM) lu erkek- lerde en önemli Cinsel işlev bozukluğu olarak kabul edilmiştir. ED’nin yaygınlığı, DM’li erkeklerde DM’siz olanlara göre yaklaşık 3,5 kat daha yüksektir. Bu çalışmanın amacı diyabetik hastalarda ED tedavisinde uy- gulanan PRP, Li-ESWT monoterapisi ile Li-ESWT+PRP kombinasyon tedavisinin etkinliğini ve güvenilirliğini değerlendirmektir. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Kliniğimizde erektil disfonksiyon tanısı konu- lan dyiabetik hastalar çalışmaya dahil edildi. Tedavi öncesi her hastadan IIEF-EF formu dolduruldu. Hastalar 3 gruba ayrıldı. Birinci gruba tek başına haftada 2 seans toplam 12 seans Li-ESWT,ikinci gruba haftada 1 seans toplam 6 seans intracavernosal PRP. 3. gruba Haftada 1 seans top- lam 6 seans PRP ile birlikte haftada 2 seans toplam 12 seans Li-ESWT uygulandı. Hastalar tedavinin bitiminden sonraki 1. ve 3. ayın sonunda kontrole çağrıldı. Tedavinin başarısı her üç grup için IIEF-EF formu doldurularak sonuçlar değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmaya toplamda 93 hasta dahil edilmiştir Hastaların tedavi öncesi IIEF-EF skoru 17,84±2,95 idi. Tedavi sonrası Li- ESWT+PRP yapılan gruptaki IIEF-EF skorlarının tek başına PRP ve tek başına Li-ESWT grubundaki IIEF-EF skorlarına göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,001) (Tablo-1). Çalışmaya katı- lan hastalar arasında herhangi bir ciddi yan etki izlenmemiştir. SONUÇ: ED tedavisinde umut verici tedavilerden Li-ESWT ve intra- kavernozal PRP tedavisi diyabetik hastaların erektil fonksiyonlarında iyileşme sağlamıştır. Li-ESWT ve PRP kombinasyon tedavisi ise erektil fonksiyonları daha fazla arttırmıştır. Diyabetik hastalarda ED tedavisin- de kombine rejeneratif tedaviler daha doğru bir yaklaşım olabilir. |
| 9. | Cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitiminin hemşirelik öğrencilerinin cinsel mitlere ilişkin görüşleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi: nitel bir çalışma Determining the effect of sexual and reproductive health education on nursing students’ views on sexual myths: a qualitative study Seda Karacay Yıkar, Evşen Nazikdoi: 10.24898/tandro.2025.01878 Sayfalar 205 - 212 AMAÇ: Bu çalışma, cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitiminin hemşirelik öğrencilerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla toplanan ön görüşme ve son görüşme yöntemleriyle bireylerin cinsel mitlere bakış açılarını belirlemektir. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanıla- rak ön test - son test deseni belirlenerek Mayıs-Temmuz 2023 tarih- leri toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı dersini alan 33 birinci sınıf hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada, dersin ilk günü herhangi bir eğitim verilmeden önce öğ- rencilerden yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla ön test veri- leri toplanmıştır. Son hafta ders konuları bittikten sonra, son test verileri toplanmıştır. BULGULAR: Öğrencilerin araştırmada yer alan dokuz soruya ilişkin görüşlerinin ön görüşme bulgularına dayanarak, bunları olumlu ve olumsuz görüşler olmak üzere iki temada sınıflandırmak mümkündür. Temalar değerlendirildiğinde, öğrencilerin sadece 4. soruda sunulan mite ilişkin olumsuz bir görüşe sahip olmadıkları, diğer tüm cinsel mit soruları için ise hem olumlu hem de olumsuz görüşlere sahip oldukla- rı görülmektedir. Eğitim sonrası öğrencilerin son test verilerinde cinsel mitlere yönelik olumlu görüş geliştirdikleri belirlenmiştir. SONUÇ: Öğrencilere verilen düzenli ve etkili eğitim, cinsellikle ilgili yan- lış inanışların giderilmesinde ve güvenli cinsellik kavramının oluşturul- masında etkili olacaktır. |
| 10. | Holmiyum lazer prostat enükleasyonu cinsel fonksiyonları bozmadan depolama semptomlarında bipolar turp ye göre üstün başarı sağlar: Retrospektif karşılaştırmalı bir çalışma Holmium laser enucleation offers superior irritative symptom relief over bipolar turp without compromising sexual function: A retrospective comparative study Timucin Sipal, Ferhat Yakup Suceken, Çağlar Sarıoğlu, Mehmet Umut Evci, Eyup Veli Kucukdoi: 10.24898/tandro.2025.77775 Sayfalar 213 - 219 AMAÇ: Benign prostat hiperplazisi (BPH) olan hastalarda bipolar tran- süretral prostat rezeksiyonu (B-TURP) ve holmiyum lazer prostat enük- leasyonu (HoLEP) arasında perioperatif sonuçları, erektil fonksiyonu ve postoperatif depolama semptomlarını karşılaştırmak. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu retrospektif karşılaştırmalı çalışmaya Ocak 2023 ile Eylül 2024 tarihleri arasında B-TURP (n=47) veya HoLEP (n=38) uygulanan 85 hasta dâhil edildi. Tüm hastalara ameliyat ön- cesi değerlendirmeler Uluslararası Prostat Semptom Skoru (IPSS), Uluslararası Erektil Fonksiyon İndeksi (IIEF) ve üroflovmetri uygulan- dı. Ameliyat sonrası değerlendirmeler ikinci ayda yapıldı. Depolama semptomları IPSS 2, 4 ve 7 soruları kullanılarak değerlendirildi. Erektil fonksiyon IIEF-5 ve alt skorları ile değerlendirildi. Üretra darlığı üroflov- metri, sistoskopi ve retrograd üretrografi ile doğrulandı. Karşılaştırmalı istatistikler, çok değişkenli regresyon ve ROC analizi yapıldı. BULGULAR: Başlangıç özellikleri gruplar arasında benzerdi. HoLEP, anlamlı derecede daha düşük hemoglobin düşüşü (0,57±1,05’e karşı 3,48±1,82 g/dL), daha kısa kateterizasyon süresi (1,55’e karşı 2,79 gün) ve hastanede yatış süresi (1,5’e karşı 3,6 gün; hepsi p<0,001) ile ilişkiliy- di. Ameliyat sonrası erektil fonksiyon (IIEF-5) gruplar arasında benzerdi (p=0,08). Ancak, depolama semptomları HoLEP grubunda daha an- lamlı bir şekilde iyileşti (IPSS 2, 4, 7 skoru: 6,63’e karşı 9,34; p<0,001). Çok değişkenli regresyon, cerrahi tekniği depolama semptomlarının giderilmesinin tek bağımsız öngörücüsü olarak tanımladı (β=-3,80, p <0,001). Alıcı operatör karakteristiği (ROC) analizi, çok değişkenli mo- del için orta düzeyde ayırt edici güç (AUC=0,745) gösterdi. SONUÇ: HoLEP, B-TURP’ye kıyasla üstün perioperatif güvenlik ve depolama semptomlarında önemli ölçüde daha iyi iyileşme sağlarken, erektil fonksiyonun benzer şekilde korunmasını sağlar. Yüksek irritan semptom yükü olan hastalarda tercih edilebilir. |
| 11. | Doğum sonrası dönemde kadın genital benlik imajı ve benlik saygısının kadınların cinsel işlevlerine etkisi Effects of female genital body image and self-esteem on women’s sexual functions during the postpartum period Cansu Akdag Topal, Merve Mert Karadaş, Sevda Yıldırım, Fatma Uslu-sahan, Aslı Er-korucudoi: 10.24898/tandro.2025.34356 Sayfalar 220 - 227 AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, doğum sonrası dönemde kadınlarda geni- tal beden imajı ve benlik saygısının cinsel işlevler üzerindeki etkilerini incelemektir. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Tanımlayıcı ve ilişkisel bir çalışma olarak tasarla- nan araştırmaya, kartopu örnekleme yöntemi ile 153 doğum sonrası ka- dın dâhil edilmiştir. Veriler, kadın genital benlik imajı ölçeği (KGBİÖ), Rosenberg benlik saygısı ölçeği (RBSÖ) ve kadın cinsel işlev ölçeği (KCİÖ) kullanılarak toplanmıştır. Cinsel işlevin yordayıcılarını belirle- mek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. BULGULAR: KGBİÖ ve RBSÖ, KCİÖ ile pozitif korelasyon göstermiştir. RBSÖ (β=0,283, p <0,001) ve KGBİÖ (β=0,218, p=0,006), cinsel işlevin anlamlı yordayıcıları olarak belirlenmiştir. Daha yüksek benlik saygısı ve daha olumlu genital benlik algısı, özellikle uyarılma, lubrikasyon, orgazm ve tatmin alt boyutlarında daha iyi cinsel işleve katkıda bulunmuştur. SONUÇ: Doğum sonrası kadınların cinsel işlevi, genital benlik imajı ve benlik saygısı ile önemli ölçüde ilişkilidir. Benlik algısını ve benlik saygısını geliştirmeye yönelik psikolojik müdahaleler ve doğum sonrası bakım stratejileri, cinsel sağlık sonuçlarını iyileştirebilir. |
| 12. | Adölesan varikoselinde testiküler hipotrofinin ve hormon düzeylerinin operasyonla olan ilişkisi ve etkileri Relations and effects of hormonal levels and testicular hypotrophy on operation in adolescent varicocele Özay Özgür, Halil Ibrahim Eken, Denız Kulaksız, Recep Burak Degirmentepe, Mehmet Yılmaz, Asgar Garayev, Muhsin Balaban, Gökçe Karlı, Umut Arslan, Tuncay Toprakdoi: 10.24898/tandro.2025.05668 Sayfalar 228 - 232 AMAÇ: Adölesan varikoselinde hormonal değerlendirme sonucunda go- nadotropin değerlerinin doppler ultrasondaki reflü akımın ve fizik mu- ayenede ipsilateral testisteki küçülmenin operasyon ile olan ilişkisi ve etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Çalışmaya, 2016–2024 yılları arasında tedavi edilen, Tanner Evre 5’te bulunan ve sol taraflı varikosel tanısı konulan 13–17 yaş arası adölesan hastalar dâhil edildi. Hastaların operasyon ön- cesi ve sonrası FSH (folikül uyarıcı hormon –follicle stimulating hormo- ne), LH ve total testosteron değerleri not edildi. Doppler ultrasonogra- fide venöz reflü akım ve fizik muayenede varikosel dereceleri, testiküler hipotrofi varlığı belirlendi. Sadece sol varikoseli olan ve testiküler hipot- rofi gelişen hastalar opere edildi. BULGULAR: Çalışma sürecinde sol varikoseli olan 72 adölesan hastanın verileri incelendi. Hastaların 42’sinde sol testiste testiküler hipotrofi geliş- tiği 30 hastanın testis hacminin normal olduğu görüldü. Varikosel derecesi ile testis hipotrofisi arasında korelasyon izlenmedi (p: 0,16). Grade 2 ve Grade 3 varikoseli olan toplam 35 hastada grade 1,2,3 venöz reflü izle- nirken, Grade 2 ve Grade 3 varikoseli olan 37 hastada ise Grade 4 reflü akım görüldü. Grade 4 reflüsü olan hastalarda, düşük derece reflüsü olan hastalara göre testiküler hipotrofi sıklığında istatistiksel olarak anlamlı fark izlendi (p: 0,04). Hormonal tablo incelendiğinde FSH seviyesi, varikosel derecesi yüksek olan hastalarda (Grade 3), varikosel derecesi düşük olanla- ra göre ve venöz reflü derecesi yüksek olanlarda reflü derecesi düşük olan- lara göre yüksek saptandı. Hasta grubu içinde özellikle Grade 3 varikosel ve Grade 4 reflüsü olan ve testiküler hipotrofisi bulunan 17 hastada FSH seviyesi anlamlı olarak yüksek bulundu (p: 0,03). Bu hastaların operasyon sonrası 6. ay bakılan FSH değerlerinde anlamlı düşüklük saptandı. SONUÇ: Çalışmamızın sonucunda yüksek derece varikosel ve yüksek de- rece reflü akım saptanan ve testiküler hipotrofi gözlenen hastalarda ope- rasyon öncesi FSH değerleri yüksek saptanmakta ve operasyon sonrası takiplerde anlamlı olarak düşmektedir. |
| 13. | Yetişkin kadınların cinsel sağlık okuryazarlığı ile human papilloma virüsü farkındalık ve endişe düzeyleri: Kesitsel ve ilişkisel bir çalışma Sexual health literacy and human papillomavirus awareness and concern levels of adult women: A cross-sectional and correlational study Tugba Solmaz, Emel Güvendoi: 10.24898/tandro.2025.58260 Sayfalar 233 - 242 AMAÇ: Bu çalışmanın amacı yetişkin kadınların cinsel sağlık okuryazar- lığı ile human papilloma virüsü (HPV) farkındalık ve endişe düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Tanımlayıcı kesitsel ve ilişki arayıcı tipteki bu araştırma 25 Ocak-20 Mart 2025 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmaya 18–65 yaş arası online platform üzerinden ulaşılan 400 ka- dın dâhil edilmiştir. Çalışmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu”, “Cinsel Sağlık Okuryazarlık Ölçeği (CİSOYÖ)” ve “Human Papilloma Virüsü Farkındalık ve Endişe Ölçeği (HPV-FEÖ)” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya katılan kadınların CİSOYÖ toplam puan ortala- ması 54,23±11,76 ve HPV-FEÖ toplam puan ortalaması 41,88±7,39’dir. Aktif cinsel yaşam varlığı, cinsel sağlık ile ilgili bilgi alma, bilgi kaynağı, cinsel sağlık konularını rahat bir şekilde ifade etme, serviks kanser taraması hakkında bilgi alma, pap-smear testi yaptırma ve serviks kanser tanısı alma durumu ile CİSOYÖ toplam puanları arasında anlamlı bir fark bulun- muştur (p<0,05). Evlilik öncesi cinsel deneyim yaşama ve cinsel sağlık ile ilgili bilgi alma durumu ile HPV-FEÖ toplam puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Korelasyon analizine göre CİSOYÖ top- lam puan ile cinsel bilgi, cinsel tutum, HPV-FEÖ toplam puan, sağlı- ğından endişelenme durumu ve farkındalık durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). HPV-FEÖ toplam puan ile cinsel bilgi, cinsel tutum, sağlığından endişelenme durumu, dışlanmaktan endişelen- me durumu, farkındalık durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). SONUÇ: Kadınların cinsel sağlık okuryazarlıklarının ve HPV farkındalık ve endişelerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Human papilloma virüsü toplam puanı, serviks kanser taraması hakkında bilgi alma duru- mu ve cinsel sağlık ile ilgili bilgi alma durumu cinsel sağlık okuryazarlık düzeyini etkileyen önemli faktörler olarak belirlenmiştir. |
| DERLEME | |
| 14. | Üç parçalı penil protez implantasyonunda infrapubik ve penoskrotal yaklaşımların avantaj ve dezavantajları Advantages and disadvantages of infrapubic and penoscrotal approaches in three-piece inflatable penile prosthesis implantation Abdullah Akdağ, Halil Lütfi Canatdoi: 10.24898/tandro.2025.47887 Sayfalar 243 - 249 Erektil disfonksiyon (ED), medikal tedaviye dirençli olgularda penil pro- tez implantasyonu ile kalıcı olarak tedavi edilebilmektedir. Günümüzde üç parçalı inflatable (şişirilebilir) penil protez (IPP) cerrahisinde en sık tercih edilen iki yaklaşım penoskrotal (PS) ve infrapubik (IP) teknik- lerdir. Bu derlemede, her iki cerrahi yaklaşımın tarihsel gelişimi, tek- nik uygulama detayları, cerrahi sonuçlar ve komplikasyonlar açısından karşılaştırmalı analizi sunulmaktadır. Penoskrotal yaklaşım daha geniş cerrahi görüş alanı ve korpuslara doğrudan erişim avantajı sağlarken; IP yaklaşım, daha az skrotal diseksiyon ile daha kısa ameliyat süresi ve erken cihaz aktivasyonu gibi avantajlar sunar. Literatür, enfeksiyon, hematom, üretral yaralanma ve erozyon gibi komplikasyon oranlarında farklılıklar bildirirken; hasta memnuniyeti açısından teknikler arasında anlamlı fark olmadığını göstermektedir. Cerrahi teknik seçiminde hasta anatomisi, geçirilmiş cerrahiler ve cerrahın deneyimi belirleyici rol oynamaktadır. Mevcut veriler, her iki yaklaşımın da güvenli ve etkili olduğunu ortaya koymakla birlikte, teknikler arasında üstünlük belirlemek için ileri dü- zey randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır. |
| OLGU SUNUMU | |
| 15. | İlginç olarak üretra rüptürünün olmadığı, bilateral korpus kavernozum rüptürü olan şiddetli penil fraktür An unusual case of severe penile fracture: Bilateral corpus cavernosum rupture without urethral injury Kenan Yalçın, Engin Kölükçü, Fatih Fırat, Ugurhan Türkel, Fikret Erdemirdoi: 10.24898/tandro.2025.91297 Sayfalar 250 - 252 Penil fraktür nadir görülen bir acil durum olmasına rağmen, hastada özellikle cinsel yaşam açısından morbiditeye neden olabilir. Vakalar uy- gun şekilde yönetilmezse, peniste düzensizlikler ortaya çıkabilir ve daha karmaşık sorunlara yol açabilir. İki saat önce cinsel ilişki sırasında penis- te şişlik ve morarma şikâyeti ile acil servise başvuran 42 yaşındaki has- taya penil fraktür tanısı konuldu. Fizik muayenede peniste karakteristik “Patlıcan Deformitesi” tespit edildi. Hastada üretroraji yoktu ve idrar yapması rahattı. Altı saat içerisinde acil ameliyat yapıldı ve ilginç ola- rak üretra rüptürünün olmadığı, bilateral korpus kavernozum rüptürü görüldü. Korpus kavernozum ve diğer yapılar primer olarak onarıldı. Altı aylık takip süresi boyunca penis eğriliği veya erektil disfonksiyon saptanmadı. |
| ANDROLOJİ YAYINLARI VE KONGRE TAKVİMİ | |
| 16. | Androloji Yayınları ve Kongre Takvimi Publications and Congress Calendar of Andrology Sayfalar 253 - 255 Makale Özeti | |